Hoşgeldiniz

Kim ne derse desin sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2015 Pazartesi

Zarif bir şair: Cahit Zarifoğlu

Cahit Zarifoğlu. 1940 yılında Ankara'da doğar. Çocukluğu babasının hakim oluşundan dolayı Siverek, Maraş ve Ankara'da geçer. Bunu bir söyleşide şöyle dile getirir. "1940'ta Ankara'da doğdum. Rahmetli babam hakimdi. Bu vesile ile çocukluğum Güneydoğu'da geçti. İlkokula Siverek'te başladım. Maraş ve Ankara'da bitirdim. Ortaokula ise Kızılcahamam'da başladım, liseyi Maraş'ta tamamladım. Aslen Maraşlıyım." Edebiyatla ilgilenmeye lise yıllarında başlar. Bu dönemde Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören ile arkadaşlık kurar. Üniversite döneminde İstanbul'a gelen şair burada İstanbul Üniversitesi'nde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirir. Askerliğini Sarıkamış ve Kıbrıs'ta yerine getiren şair bu dönemde yaşadıklarından günlüklerinde de bahseder.
Goethe Enstitüsü'nün düzenlediği dil kurslarıyla iki kez Almanya'ya seyahat eder. Daha ucuz olmasından dolayı otostopu kullanır ve neredeyse tüm Avrupa'yı bu yolla gezer. Yine burada yaşadıkları da Yaşamak adlı kitabında yer almaktadır. Bir dönem Makine Kimya Endüstrisi Kurumu'nda mütercim olarak çalışır, bir dönem de TRT Genel Müdürlüğü'nde mütercim sekreteri olarak görev alır. 
Cahit Zarifoğlu o dönem tanış olduğu Necip Fazıl'ın aracılığıyla Arvasilerden, Seyyid Kasım Arvasi'nin kızı Berat Hanımla evlenir. Şiirler kitabının basılmayan bölümünde Berat Hanım'a adlı şiiri onun eşini ne kadar çok sevdiğinin göstergesidir.
Zarifoğlu'nun yazdığı şiirler Diriliş Dergisi'nde yayınlanır. Bunun yanında Nuri Pakdil'in çıkardığı Edebiyat Dergisi'nde de şiirleri yayınlanır. Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Akif İnan, Nazif Gürdoğan gibi edebiyatçılarla Mavera isimli dergiyi çıkarır. 
Cahit Zarifoğlu sessiz ve içine kapanık bir hayat sürer. Onun bu hali arkadaşlarının gözünde vurdumduymaz ve duyarsız bir görüntü oluşturur. Durgun ve sürekli düşünen halinden dolayı arkadaşları ona Aristo lakabını uygun görürler. 
Zarifoğlu şairliğinin yanında içinde büyük bir uçma tutkusu taşır. Bundan dolayı bir uçuş kampına katılır ve uçuş provası alır. Şairlik vasfının yanında Zarifoğlu düzyazı, deneme, roman, çocuk öyküleri de kaleme alır. O yaşadığı süre boyunca ne belli bir akıma dahil olmuş, ne de belli bir akımdan etkilenmiştir. Bunu ise kendisi şöyle açıklar. "Bir okula mensup olmadım ustam da olmadı. Rilke'nin etkisinde kalmış olabilirim. Ama onu hiç tanımadım, o vari yazıyormuşum, öyle demişlerdi. Daha çok kendimin etkisinde kaldım. En çok etkilendiğim şair Cahit Zarifoğlu'dur. Hani etkisinde kaldığım Rilke'den okuduğum şiir sayısı da onu geçmez. Sistemli bir edebiyat okuyucusu olamadım. Edebiyattan sınıfta kalabilirim. Yerli edebiyatı, hele edebiyat tarihini hiç bilmem. Bunları bir gün itiraf edeceğimi hiç bilmezdim.
Zarifoğlu hislidir. Bu hisli halinin yanında dağınıktır da. Bu dağınıklık hem somut olarak hem soyut olarak ortadadır. Çocukluğunda içinde acılar çeker. Bu hissini şiirlerinde, öykülerinde açık açık belli eden bir şair değildir. Onun şiirlerinin anlamına ulaşmak için adeta bir inciyi çıkaracak gibi özenle, canla başla çalışmak gerekir. Yani Cahit Zarifoğlu'nu anlamak için onu, kendisinin yaptığı gibi Zarifoğlu olarak okumak gerekir. 
Cahit Zarifoğlu yakalandığı kanser hastalığından dolayı 1987 yılında, genç denecek bir yaşta vefat eder. Hayatı boyunca mütevazı bir yaşam süren Zarifoğlu'nu buradan rahmetle analım.

Diğer şairlerin görüşleri:

"Kendinden sonra yazmaya başlayan genç müslüman şairlere hangi özellikleriyle yolgöstermiş olursa olsun, O'ndan sonrakiler O'nda ders alınacak bir taraf bulacaklardır. Hem şiirinin kendine mahsus kaliteleri bakımından, hem müslüman bir şairin dünya hayatındaki temayülleri bakımından."
~İsmet Özel
"Cahit Zarifoğlu o hale gelmişti ki, kendi dünyası içinde bir şiir dili kurmuştu ve bunu çok iyi kullanırdı Yani şiire, o anlatılmaz olana ait bir durum çıktığı zaman, bir algılama olduğu zaman onu hemen anında şiire döküverirdi." 
~Erdem Bayazıt

Cahit Zarifoğlu Yaşamak'tan bir kesit:



Eserleri

Şiir
  • Şiirler
  • İşaret Çocukları, 1967
  • Yedi Güzel Adam
  • Menziller
  • Korku ve Yakarış

Hikâye
  • İns

Çocuk hikâyesi
  • Serçekuş
  • Katıraslan
  • Ağaçkakanlar
  • Yürekdede ile Padişah
  • Küçük Şehzade
  • Motorlu Kuş
  • Kuşların Dili

Çocuk şiiri
  • Gülücük
  • Ağaç okul (Çocuklara Afganistan Şiirleri)

Roman
  • Savaş Ritimleri
  • Ana

Günlük
  • Yaşamak

Deneme
  • Bir Değirmendir Bu Dünya
  • Zengin Hayaller Peşinde

Tiyatro
  • Sütçü İmam
Kaynakça
http://www.diyanetdergisi.com/diyanet-dergisi-147/konu-1055.html
http://tr.wikipedia.org/wiki/Cahit_Zarifo%C4%9Flu
http://www.davetci.com/d_biyografi/biyografi_czarifoglu.htm
http://www.zarifce.com/zarifce

12 Ocak 2012 Perşembe

İlkin - Turgut UYAR


Bunu kimse söylemedi belki düşündü
çünkü vardır insanın yaşamasında
uyku ve öfke gibi vardır
kimse söylemedi
tuzunu çoğaltan bir denizde
nasıl batarsa güneş öyle 
bende kaçırdım
ki gözüm bütün gün
günboyu lekelerde
kaçırdım ama şöyle de söylenebilir
şiirin bütün geçmişinin dışında
önceden açıklanan her şeyin dışında
örneğin en sıcak ülkelerin yazında
en soğukların kışında
yanarım üşürüm berbat olurum
hiç bir şeye yaramam
ama yinede seni severim
o zaman sende beni sev
evet 

26 Eylül 2011 Pazartesi

Cemal Süreya - Aşk


Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı

                                                            İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
                                                            dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra

Sonrası iyilik güzellik.


24 Haziran 2011 Cuma

Yağmur | Ahmet Hamdi TANPINAR

Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde, 
Bir parça uzaklaş kederlerinden. 
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden, 
Mehtabın ördüğü saatler nerde? 
Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, 
Yağmur ince ince toprağa sinsin, 
Bir başka alemden gelmiş gibisin, 
Dalmış gözlerinle pencerelerde.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ah, ben uykudayken sen başucuma gelsen!

Ah, ben uykudayken sen başucuma gelsen,
Petrarca'yı ziyaret ettiği gibi Laura'nın,*
Değse bana nefesin tam yanımdan geçerken,
İşte o zaman birden
Aralanır dudağım!
Kaç zamandır tutsağı karanlık bir hayalin,
Bitmeli mi bu rüya? Şu kederli yüzüme,
Bir yıldız gibi doğsun senin o gözlerin,
İşte o an düşlerim
Aydınlanacak yine!
Bir kıvılcımın uçuştuğu dudaklarıma
Tanrı'nın arıttığı o aşk parıltılarına,
Bir öpücük kondur, melekten kadına dön,
Ah o zaman ruhum
Uyanır uykusundan!
                                    Victor Hugo


*
İtalyan ozanı Petrarca (1304-74) şiirlerinden birinde ölümünden sonra şiirlerinin kadın kahramanı Laura tarafından mezarının ziyaret edildiğini düşler.

Popüler Yayınlar