Bundan sonra aşağıda belirttiğim adreslerde yazıyor olacağım arkadaşlar. Burada fazla etkin değilim bilginize.
Ali'Meczuplar: Buradan.
Tumblr. http://www.saatleriayarlamaenstitusubaskani.tumblr.com
Hoşgeldiniz
Kim ne derse desin sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.
tugay özdemir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tugay özdemir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Nisan 2013 Perşembe
1 Kasım 2011 Salı
Okuduğum kitaptan alıntılar "Saatleri Ayarlama Enstitüsü-Ahmet Hamdi Tanpınar"
Merhaba
arkadaşlar okuduğum kitaplardan not almaya başladım ve güzel kitaplardan çok
güzel notlar çıkıyor. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum. Hem kitabı tanıtma
açısından hem de kitabın konusunu öğrenmeniz açısından faydalı olacağını
düşünüyorum. İlk not almaya başladığım kitaptan başladım ve iyi ki bu kitapla
birlikte başlamışım. Saatleri Ayarlama Enstitüsü zevkle, kafa karıştırmadan ve
akıcı şekilde okunacak bir kitap. Eğer sizde daha okumadıysanız hiç vakit
kaybetmeyin.
- Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikâyet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız? ( s.28)
- Dinlemesini biliyorsun, ki bu mühim bir meziyettir. Hiçbir şeye yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır.( s.36)
- Bu daima böyledir. Hadiseler kendiliğinden unutulmaz. Onları unutturan tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlerini affettiren daima öbür hadiselerdir.( s.60)
- Her insan ne kadar müspet yaradılışta olursa olsun ölümünden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler. Bu hayat dediğimiz mihnetler silsilesinin çok ileri zamana, müpheme atılmış bir mükâfatı gibidir. En müsait ve daima kazanacak kâğıtlarla oynanan bir oyun gibi, yeniden adeta baştan aşağı beğenmemek, inkâr etmek, değiştiğinden dolayı sevinmek için kalmışa benzeyen küçük bir mazi şuurundan başka her şeyi, her tarafı değişmek, güzelleşmek şartıyla tekrar yaşamak insanlığın elbette vazgeçemeyeceği bir hülyadır.( s.66)
- Kitaplara bakarsanız, kendilerini dinlerseniz insanoğlunun esas vasfı akıldır. Onun sayesinde diğer hayvanlardan ayrılır. ( s.80)
- İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz. ( s.109)
- İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz. ( s.175)
- Biz fakirler böyleyizdir. Kader sarayında bizim işlere bakan büro hiç şaşmaz, ihmal etmez. Zihnimizden geçen en uzak, en masum ihtimallerin, sadece şiddet ile ret için düşündüğümüz şeylerin bile ceremesini öderiz. ( s.189)
- Sabır, insanoğlunun tek kalesidir.( s.201)
- …başlamak, başarmaktır. ( s.242)
- İçten gelen her şey doğrudur. ( s.241)
- Hele hiddetin değiştirdiği insan yüzü! Öyle kendinden çıkıyor, öyle katılaşıyor ki insan… Dünyada bundan kötü, iğrenç bir şey olamaz.( s.286)
- Tecrübe sahibi olmak demek yıpratılmış olmak, muayyen hudutta ve muayyen fikirlerde donmuş olmak demektir. ( s.311)
- Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu. Fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı insanlar verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde… Fakat daima ödersiniz. Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz…( s.319)
- Yaratmak,
yaşamanın ta kendisidir. ( s.336)
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Ah, ben uykudayken sen başucuma gelsen!
Ah, ben uykudayken sen başucuma gelsen,
Petrarca'yı ziyaret ettiği gibi Laura'nın,*
Değse bana nefesin tam yanımdan geçerken,
İşte o zaman birden
Aralanır dudağım!
Kaç zamandır tutsağı karanlık bir hayalin,
Bitmeli mi bu rüya? Şu kederli yüzüme,
Bir yıldız gibi doğsun senin o gözlerin,
İşte o an düşlerim
Aydınlanacak yine!Bir kıvılcımın uçuştuğu dudaklarıma
Tanrı'nın arıttığı o aşk parıltılarına,
Bir öpücük kondur, melekten kadına dön,
Ah o zaman ruhum
Uyanır uykusundan! Victor Hugo
* İtalyan ozanı Petrarca (1304-74) şiirlerinden birinde ölümünden sonra
şiirlerinin kadın kahramanı Laura tarafından mezarının ziyaret edildiğini düşler.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Giden Gelse Dedem Gelirdi.
Çoğu insan kaybettiği bir nesne için çok üzülür, kendini harap eder. Bazen bu nesneyi kaybetmenin verdiği mutsuzlukla çağın hastalığı olarak nitelendirilen depresyona girebilir. Bu bazen sadece bir nesne ile sınırlı kalmayabilir. İnsan sevgilisinden ayrıldığında daha çok üzüntü yaşayabilir. Ruhsal durumu güçlü olan insanlar bu sıkıntıdan hemen kurtulabilir fakat duygusal yönden zayıf insanlar için bu büyük bir sorundur. Asıl konu şu ki insanlar bu durumdan neden kurtulmak istemezler? Bastırma güdüleri neden etkin değildir? Kim bilir belki bu acıyla yaşadıklarında daha mutlu oluyorlardır. Elbette giden bir şeyin gelmesi olanaksızdır. Zor olsa bile bu durumu unutmaya çalışarak, kendimizi mutlu hissedeceğimiz bir alana yönelmemiz gerekir. Çünkü ne kadar üzülsek de gidenin gelmeyeceği apaçık ortadadır. Bu yüzden atalarımız durumu yaşamışlar ve "Giden gelse dedem gelirdi." sözüyle durumu özetlemişlerdir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Merhaba arkadaşlar okuduğum kitaplardan not almaya başladım ve güzel kitaplardan çok güzel notlar çıkıyor. Bunları sizinle paylaşm...
-
İstiklal Marşı’nın nasıl ve hangi duygularla yazıldığını hepimiz biliyoruz. Yine İstiklal Marşı’na aday olan diğer şiirle...


